1 Ağustos 2011 Pazartesi

Cyrano


kendimde açtığımdan
daha mı büyük yaralar açar
mabedinde sakladığın bıçaklar
hayır
korkmuyorum senden
küçük ellerinden
aşık olmaktan sana
ya da kanamaktan
korkmuyorum

12 Haziran 2011 Pazar

Transcendental

köşesinde aşığı olmayan sokakta oturuyordun
lambaları vardı sokağın kırmızı ve yanmayan
kar yağdığında düşlerimize
sevişirdik
ve yağmur yağdığında
ve güneş çıktığında
kahvaltı yapardık
sen menemen severdin ben sevmezdim
bir de her perşembe rakı içerdik
eller derdin
eller alışacaklar gözden kaybolmaya
ve ışık gelecek
ne güzel yalan söylerdin
sevgilim benim güzel dinim
işte bu kadar hatırlıyorum seni
ve bu bana yetiyor

6 Nisan 2011 Çarşamba

Hank

para kazanmak için magazin haberleri yapan bir programda çalışıyordum
ve yazdıklarıma isim bulmak konusunda zorlandığım günlerdi
bir şeylerden ilham almak için rahatsız edecek kadar fazla
dikiyordum gözlerimi
tabii kafamda sürekli güzel oluyordu
gece saat kaçtı hatırlamıyorum
Beyoğlunda şimdilerde kapanmış bir barda
chivas diye kimbilir hangi viskiyi içerken yanımda
barın içeriye köşe yaptığı yerde iki kadın vardı
sisteme sövüyor bir yandan da köpek gibi şarap
içiyorlardı
onlara dönüp işimden bahsettim beni lanetlemeye başladılar
fakat yalanlar söylemeye başladıkça dikkatle dinlemeye başladılar
onlara ünlülerle ilgili aslında fikrimin dahi olmadığı konularda
yalanlar anlatıyordum
gecenin sonunda kolkola çıktık bardan
galatasaray lisesinin önüne geldiğimizde
yanlarından ayrılmak istedim fakat bırakmayacaklarını söylediler
lisenin önünde durup bütün anlattıklarımın yalan olduğunu söyledim
küfür etmeye başladılar
yanlarından hızla uzaklaşmaya başladım
sonra biri koşarak yanıma geldi hiç olmazsa telefon numaranı ver sonra görüşelim dedi
neye inanmıştı ya da inanmamıştı bilmiyorum
ama def ettim başımdan
evime giden dolmuşlara doğru yürüyordum ama
eve gitmek de istemiyordum
yolun kenarına oturdum bir kitap vardı yerde
alıp biraz kurcaladım
bir kadının broadwayde dekor yaptığından
sanat filmlerinden gitardan bahsediyordu
bu sırada iki bacak belirdi önümde
ve beğendin mi dedi biri
bir halta benzemiyor dedim
yanıma oturdu şimdi hatırlamadığım bir sürü şey anlattı
sürekli küfür ediyordu bir şeylere sonra da
boşver siktir et diyordu
yanından uzaklaşmak için için bir bahane arıyordum
adın ne senin dedim bana Hank de dedi
gitmem lazım Hank kaplumbağamı beslemem lazım dedim
ve yanından ayrıldım
uzunca bir süre gittiğim her yerde karşıma çıktı
şimdilerde hatılamadığım bir sürü şey anlattı
bir gün ona yazdıklarımı gösterdim ve bana yazmamalısın dedi
bir süre görüşmedik
kaliforniya'da lösemiden öldüğünü öğrendiğimde
tanıştığım gece içtiğim bara gidip
köpek gibi şarap içtim ve ağladım.

28 Ocak 2011 Cuma

Unutacağım Seni

yazdıklarım getirecek seni
diye düşündüğümü mü sanıyorsun
hayır asla
unutmak için yazıyorum seni ben
milyonlarca harfe ihtiyacım var
biliyorum
milyonlarca kelimeye
bil ki adadım hayatımı
unutacağım seni

27 Ocak 2011 Perşembe

Olsun

say ki bir rüzgar esmiş Samatyada
kokunu götürmüş
binmişsin bir transatlantiğe
bilmediğim bir kıtaya göçmüşsün
de ki bir yağmur yağmış sokağa
silmiş izlerini
yangın çıkmış beyaz evde
hatıraların kül olmuş
farz et bir deprem olmuş
şu koca İstanbul batmış yere
Olsun
ne olursa olsun
ister rüzgar çıksın
ister yağmur yağsın
ister deprem olsun
ne fark eder
benim yangınım sönmüş
sebebi bunlar değil..

19 Ocak 2011 Çarşamba

Artık

elini tutmasam da
uyurken seyretmesem de güzel yüzünü
hatta yanında uyanmasam da olur artık
ben vazgeçtim ya senden..
elini tutsa da olur bir başkası
yanında uyansa da olur..
vazgeçtim ya ben senden
sen mutlu olsan da
dahası
olmasan da olur artık..

1 Ocak 2011 Cumartesi

Rüya

bir rüya gördüm
sevgilimmişsin
ellerin ellerimdeymiş
başını göğsüme yaslamışsın
saçında beyaz bir çiçek
seçemiyorum ama
içten içe biliyorum adını çiçeğin
sonra bir adam yaklaşıyor
elini uzatıyor
kalkıp uzanıyorsun o ele
şaşkın şaşkın izliyorum
gitme diye bağırıyorum
sesim çıkmıyor
tutuyorsun adamın elini
sonra diğer elin uzanıyor saçına
söküp atıyorsun o masumu
yerine kırmızı bir çiçek takıyor
o adam
ah o adam
seçemiyorum ama
içten içe biliyorum adını çiçeğin
hayır diyorum bu kadarını
yapmazsın sen
rüya bu diyorum bağırıyorum
sesim çıkmıyor
arkadan koro halinde
- yapar
diyor sesler
dönüyorum onlara doğru
menemen yediğin büfedeki garson
sinemadaki biletçi
taksi şoförleri
otobüs şoförleri
ara sokakta keşfettiğimiz o acaip barın barmeni
bardaki kedi hani şu penceremde ağlayan
etrafını alevler sarmış bir sürü tanımadığım adam
sen bile ordasın
onlarca istavrit, izmarit, ispari ayaklanmış
hepbir ağızdan söyleniyorlar
- yapar dahasını da yapar
hayır diyorum yapmaz rüya bu
kapatıyorum gözümü açıyorum
samatyadayım içiyorum
yoksun
kapatıyorum gözümü açıyorum
koşuyorum etrafımda insanlar
adını bağırıyorum
sesim çıkmıyor
yoksun
kapatıyorum gözümü açıyorum
elimde kocaman bir silah
mermiler geçiyor üstümden
etrafımda gencecik çocuklar
ölüyor
adını bağırıyorum
yoksun
bir sancı sonrası
biliyorum rüya bu
kapatıyorum gözümü..

14 Ekim 2010 Perşembe

İşte öyle bir şiir

madem balıklarını kaybetmiş denizimiz
yırtılmış ağların
iğneleri kopan oltaların
açıklaması ne o zaman?
dahası
bir başka yerde
denizden alıkonulmuş balıklarımız
ya onlar..
Şu yanıbaşımızdaki liman
neden sessiz
bu fırtınada yok mu sığınan
sevgilim!
için ısındı mı söyleyince?
aşk bizi terk etmiş sevgilim,
balıklarımız bizi bırakıp gitmiş..

14 Eylül 2010 Salı

Otel

sıkça uğradığı ama konaklamadığı
aşkın
bahçesinde papatyaları olan
fakat
sokağı tenha
tabelası eski
odaları bakımsız
elektriği, suyu kesik
hülasası; yıkık dökük
bir oteldi konakladığımız
artık anladım..

8 Nisan 2010 Perşembe

adı yok!

Sadece sen okuyorsun diye
sana seni açıklayan bir şey yazmak zorunda değilim
zira şu an
yarın sözlerini hatırlamayacağım
bir şarkı dinliyorum
evde sadece bira olduğundan bira içiyorum
mutlu bile değilim ama yarını düşünmüyorum
ne güzel?!;:,.

30 Mart 2010 Salı

Harman Şair

 
 
 
 
 
yazdıklarına sığınıyordu şair
orospusuna aşık olmuş pezevenk gibi
ve boşalamıyordu artık ruhu
elleri sevişmekten bitap
ardına saklandığı gözkapaklarından
sular sızıyordu..

20 Mart 2010 Cumartesi

Aşüfte

damarımda akıyor bir aşüfte
kanımı nasıl inkar edeyim
seviyorum aşüfteyi
en az zevki sevdiği kadar o
saklısını okşarken bir"adam"
az önce kalemi bıraktığım el
şarap şişesini kavrar
az gelir şişeler
fıçılar az gelir
sevdiğim kadın
sevmediği bir adama
zevk merdivenlerini
tırmandırırken
neden mi yaşıyorum
bilmiyorum
seni boş verdim okuyan
sen git başka şey oku
ister Nazım'ın hikmetini oku
ister Hank'in küfrünü
sorum ona benim!
Şimdi uyumuşsundur
uyuyanın üstüne kar yağar derler
keza hava da soğuk
ben bile üşüyorum
aklım sende sevdiğim
üstünü örter mi şimdi "o" senin?

17 Mart 2010 Çarşamba

İşte böyle bitti






 Oturdu karşıma
Adı büyük ressamın
çizdiği kaşlarını çattı
Cesaretle birden
-ayrılıyorum senden

şaşırdım önce
sonra
-gül kokuyorsun

kafasını üç parmak
sola çevirdi
dikti şeftali çekirdeği
kocaman gözlerini
-olmuyor işte sevemiyorum seni

yutkundum
sonra ne desem beğenirsin
-ben gül sevmem

ağlamaya başladı
henüz olmamış
kiraz rengiydi dudakları
ona doğru eğilip
öptüm onları

işin garibi
ne o anlattı
neden ağladığını
ne ben sorabildim
işte böyle bitti

24 Şubat 2010 Çarşamba

Rengin

yetiştiği yere elimin
vuruyorum hançeri
hayır öldürmüyorum kendimi
yaramdan akıyorsun
kan değil irin
dökülüyorsun yere
arınıyorum senden
artık
kırmızı değil
sarıdır rengin..

23 Şubat 2010 Salı

Bir kadın

Susuzluktan mıdır
Sonsuzluktan mı bilmem
ama bir kahkaha geliyor dışardan
bir kadın
bir eli saklısında
bir eli nah çekiyor dünyaya..

Ve gitmek

öyle ki gitmek
bütün unuttukların
bekler
vardığın yerde..
*
karşıma alıyorum hayalini
doya doya öpüyorum
hayır öpemiyorum
ona da izin vermiyosun artık
cismi yanmaktan aciz
başka adamlar
evet onlar dokunuyor sana
sende değil ben de iz bırakıyor
giderken
o adamlar
adamlar..

Vazgeçmek

teklemiyorsa dilim artık
meramımı anlatırken sana
bir sütlü kahve istemek kadar
aleladeyse saçların ne kötü demek
dokunasım yok yanaklarına
yalanı ıslık gibi kaçıveriryorsa ağzımdan
işte o vakit
senden vazgeçme düşüncesine
boyun eğmişimdir.

Şairin..

Sözcükleri kırılmıştı
şairin
kadını yasladığında
başını
cismi tutuşmaz adamın
omzuna
ve derman
ne cümlesinde kaldı
ne kendisinde şairin
başını yaslamak istedi
sonra hatırladı
harlanmıştı gövdesi
şairin
cismi aşk kadınının
korundan
yorgundu vücudu
şairin
ne yaslayabildi başını
ne avundu
eline aldığı kalemi de
kaleminin öptüğü
kağıdı da
şaire karıştı
tutuşup
hasılı kelam
şairin dini
kadının cismiydi
aşk
şair yandığını bildi
kadın yaktığından
bihaberdi..

Özledim

Saçların özledi mi bilmem
ama ellerim özledi
her bir telini tek tek hem de
Bu aramızdaki adı herneyse
biten bir şeymiş demek
dur bir dakika
anlamış olamam böyle bir şeyi
anladım mı yani
hayır anlamadım
reddediyorum anlamayı
sevmeyecek misin beni
söyle neden
sen yoksun da
ben meftunum hala
Peki yanakların özlemedi mi
dudaklarımı
bak
sarmayı özledi kollarım
sımsıkı seni
sevgili,
sevgili..
sevgili!
duymuyor musun beni
özledim..
çok özledim seni..

Katilim

ihtimalimin evrenine kaçmak isterdim
düşlerimde teninden bir örtü
engellerdi üşümemi
elleri titredi derlerse yalan
katilim beni öldürürken tereddüt etmedi
ve ben usulca terkettim kendimi..