24 Şubat 2010 Çarşamba

Rengin

yetiştiği yere elimin
vuruyorum hançeri
hayır öldürmüyorum kendimi
yaramdan akıyorsun
kan değil irin
dökülüyorsun yere
arınıyorum senden
artık
kırmızı değil
sarıdır rengin..

23 Şubat 2010 Salı

Bir kadın

Susuzluktan mıdır
Sonsuzluktan mı bilmem
ama bir kahkaha geliyor dışardan
bir kadın
bir eli saklısında
bir eli nah çekiyor dünyaya..

Ve gitmek

öyle ki gitmek
bütün unuttukların
bekler
vardığın yerde..
*
karşıma alıyorum hayalini
doya doya öpüyorum
hayır öpemiyorum
ona da izin vermiyosun artık
cismi yanmaktan aciz
başka adamlar
evet onlar dokunuyor sana
sende değil ben de iz bırakıyor
giderken
o adamlar
adamlar..

Vazgeçmek

teklemiyorsa dilim artık
meramımı anlatırken sana
bir sütlü kahve istemek kadar
aleladeyse saçların ne kötü demek
dokunasım yok yanaklarına
yalanı ıslık gibi kaçıveriryorsa ağzımdan
işte o vakit
senden vazgeçme düşüncesine
boyun eğmişimdir.

Şairin..

Sözcükleri kırılmıştı
şairin
kadını yasladığında
başını
cismi tutuşmaz adamın
omzuna
ve derman
ne cümlesinde kaldı
ne kendisinde şairin
başını yaslamak istedi
sonra hatırladı
harlanmıştı gövdesi
şairin
cismi aşk kadınının
korundan
yorgundu vücudu
şairin
ne yaslayabildi başını
ne avundu
eline aldığı kalemi de
kaleminin öptüğü
kağıdı da
şaire karıştı
tutuşup
hasılı kelam
şairin dini
kadının cismiydi
aşk
şair yandığını bildi
kadın yaktığından
bihaberdi..

Özledim

Saçların özledi mi bilmem
ama ellerim özledi
her bir telini tek tek hem de
Bu aramızdaki adı herneyse
biten bir şeymiş demek
dur bir dakika
anlamış olamam böyle bir şeyi
anladım mı yani
hayır anlamadım
reddediyorum anlamayı
sevmeyecek misin beni
söyle neden
sen yoksun da
ben meftunum hala
Peki yanakların özlemedi mi
dudaklarımı
bak
sarmayı özledi kollarım
sımsıkı seni
sevgili,
sevgili..
sevgili!
duymuyor musun beni
özledim..
çok özledim seni..

Katilim

ihtimalimin evrenine kaçmak isterdim
düşlerimde teninden bir örtü
engellerdi üşümemi
elleri titredi derlerse yalan
katilim beni öldürürken tereddüt etmedi
ve ben usulca terkettim kendimi..

Kalan

şimdi
sana "seni sevmiyorum"larla dolu
bir şeyler karalamak..
başkasına tanıdık belki
ama bana yabancı
yani benim için yeni bir kadının
sinemada yanına oturmak
vücuduna dokunmak
birkaç şişe kırmızı şarabın
kendinden geçiriciliğini paylaşmak
yanında uyanmak
birlikte kahvaltı sofrasına oturmak
rahatlatacaktır belki
senden arta kalan beni
senden kalan ben
yani pek az şey..

14 Şubat 2010 Pazar

Sadet



Dudaklarına değdirmek dudaklarımı
armağan sanırsın
oysa sevgilim
kopacağını bilmek o dudakların..
boş konuşmaya lüzum da
vakit de yok
şimdi bir hızlı ölme biçimidir seni sevmek
o halde yaşasın ölmek!

Ruh-i Sabuk

yalnızlık kol geziyor
insanlar bir bir bırakıyorlar
ruhlarını adresi bilinmeyen
ya da bilinen ama hatırlanmak istenmeyen
sokaklara
alışılagelir oldu artık
yürüyen cesetler görmek
en parlak caddelerde
ve caddeler
onları tutan ne başlarını alıp gitmemek için
ve kent öylesine soğuk
yaşamak öylesine tuhaf
gündüzlerin takati yok
artık gecelere kovmaya
ve benim
vücudumu soyup ruhumdan
atasım var artık..

12 Şubat 2010 Cuma

Yağmur

ancak
kökü kurumuş çiçeğin
dökülmeye direnen
yaprakları
işte o kadar
umudum var
ve şimdi
hangi bulutu sıksam
çiçeğimin köküne
gözüme damlar..