31 Aralık 2020 Perşembe

Isıtır

Redifler, kafiyeler saçmalığı,

nazımlar karmaşası

Dünya..

Dünya dediysem altı üstü bir gezegen..

Sıcaklık ölçülebilir bir şey

santigrat ya da fahrenhayt,

biri diğerinin laciverti

ama ısıtır elbet bir insanı bir başkası..

Ara sıra hatırlarım

ayyaş günlerimde tanıştığım Hank’i

O'nunla viski içtiğimiz günlerde yazardım en çok

ve o yazmamamı isterdi

Yazılası onlarca cümleyi birbirimize bağırır

Salak salak gülerdik

-Bunları ama sadece benim söylediklerimi- yazsan derdi

-Para bile kazanırsın bu işten-

Yazdım bazılarını ama kazanamadım

-Utanacağın şeyler yap-

Dediğinde bir gün, sessizce yüzüne baktım, anladığımı sansın diye

ben soramadım ama O;

-Hiçbir şey yapmamandan iyidir çünkü- dedi..

Bana boktan bir haber satıcısısın dediğinde, altı gün konuşmadım O’nunla

Bütün yanıtların kendisinde olmadığını söylerken nasıl da tam tersini ima ediyordu

-bizi sevmezler, özlemezler, ufak bir anıyız biz- inanmadığına bu söylediğine, eminim. 

Sayın bay Çinaski, benim sevgili dostum,

Yerin altına inip yazmayı özlüyorum bazen

yazmakla ilgili anlattığım o boktan hikayelere rağmen

Ne diyordum

Evet ısıtır elbet bir insanı bir başkası

Büyütme gözünde çocuk,

En nihayetinde Lilith de bir kancık.

(07 Aralık-İstanbul)


26 Eylül 2020 Cumartesi

Kül

kendimi koyduğum bu yer neresidir?

elinde şimdi kalbim

ve öpüşün en sıcak günün güzel rüzgarıydı

taştan su sıkar gibi ellerin

oysa akan birikenlerim sıktığın yumruktan


çalan şarkıyla geldi yandığın aklıma

bana değil

gününe gölge düşüren hayalete

oysa seviştiğin bendim

yanan o kavruk beden

peki şimdi kim seviştiğin?

bu kez hangi beden

ve söyle kimi aldatıyorsun aslında sen?

ben değil

hayalet hiç değil..


neden duramam artık burada?

seninle titredi içimdeki kırmızı meyve

elbet duracaktı bir gün

içim içine sığmadı

duydum da inanmadım öldü şimdi


mavi harelerin

artık yalnız benim harabelerim

ve sen bu denli densiz

benden daha bensiz

bense hepten sensiz olma zorunluluk hali gerisi

hepsi bu


hüznüm kalıcı değil

zaten artık benim değil

çünkü yazdım ve gök ağladı üzerime

bitsin diye değil çünkü bitti

daha fazla yanamazdım

rengim gri

daha fazla yanmazdım

gri rengim

yanacak daha fazla yerim yoktu

çünkü kül rengim


şimdi bu hissizlik normal değil

ama yeni bir şey de değil

galiba dağılıyorum

ve birleştiğimde yeniden

ortaya ne çıkacak bilmiyorum

her seferinde başka bir şey oldum

değişmesin istedim aslında hiç

ne renk

ne koku

ne tad

ama değişmeyen tek şey bu renk


oysa altında biz olan bir tavandan başka neydi

dileğim

üstelik altında biz olunca her tavan bizimken

en çok da gök

ve kaçtığın her tavan bizimdi bir zaman

farkında değildin ve acıydı bu

sadece tadıma bakman gibi

ve kavuşamadım sana

daha mı ağır olmalı bu?






 

9 Temmuz 2020 Perşembe

Bildirmece

bir çiçek kokladı beni
ulu bir ağacın tohumuydum
bir kuşun gagasından döküldüm
öldüm
bir müzik dinledi beni
bir kadının rüyasına girdim
görmeyen gözlerden göründüm
öldüm
bir kitap okudu beni
binlerce yıl sustum da yine duyuldum
laf aramızda kalsın
ölünceye kadar yaşadım

23 Haziran 2020 Salı

Beklemek Zindanı

İnce duvarların arkasında
kuşların kanat çırpıntısı
çocuk seslerine karışırken
bir ince kalemdi
masalım
Ya adi bir suçtan kırılacaktı
ya uykudan önce
çocuklara okunacaktı
Beklemek Zindanı’nda bir akşamüstü
çığlık çığlığa susuyordum

11 Haziran 2015 

***

Mars’ın güneşi kadının gözlerinde batıyor gibiydi
Ve Tanrı’nın bütün ölü çocukları toplanmıştı
Hesap günü sandı adam
değildi
Göğe baktı
Göğe, yani milyonlarca yıl geriye
Yaşanmış bütün hikayeler gökte yankı yankı uzaklaştı
Küçüldü
daha ne kadar küçülebilirse adam
Mars’ın güneşi kadının gözlerinde batıyor gibiydi
Beklemek Zindanı’nda yeni bir gün doğdu

23 Haziran 2020

***

Sonra bakmışsın bir yağmur yağmış
seli alıp götürmüş seni
ne Güneş'in çıkmasının önemi olur artık
ne de vapurların zamanında kalkmasının
Beklemek zindanında bir iskele düşlüyorum,
deniz yok.

18 Ağustos 2022